Follow Me on Pinterest

31 Aralık 2010 Cuma

Yılbaşı yavrusu

Bu sene yılbaşı yavrusu İntimissimi'den! Herkese iyi seneler diliyorum!

28 Aralık 2010 Salı

Emeklilik hayalim

Üniversitedeyken etamin işlemeye merak saldım. "There is a time and place for everything and that place is called college," lafını o zamanlar yanlış anlamış olmalıyım. Kızın biri benimle "Ay, sen de ananem gibiymişsin, ha ha ha," diye dalga geçmişti. Ben de "Yavrum, senin bakkala gitmek için önce annenden, sonra babandan izin alman gereken çağlarında ben eve girmiyordum," diyerek meseleyi kendisine özetlemiştim. Millet anane sporu diye dalga geçse de, hala çok severim etamin işlemeyi.

O ne rahatlatıcı, ne kendi halinde, ne sessiz sakin bir aktivitedir yaa. Zaten bu sıralar içim daralıyor şu havalar yüzünden; canım hep etamin yapmak, resim çizmek, bilgisayar oynamak ve uyumak istiyor. Bazen "Yaşlanınca bütün gün hiç suçluluk duymadan etamine vereceğim kendimi," diye düşünüyorum. Şimdi iş-güç yüzünden pek olmuyor tabii ama emeklilik hayalim budur valla. O zaman da torun-tombalak dalga geçer benimle. Yirmi birinci yüzyılda kadın kısmına suçluluk duymadan, rahat rahat etamin işletmez olmuşlar anasını satayım.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Daha güzel günlerim oldu.

Bazı günler, binde bir de olsa, evde çalışırken öyle bir kılığa bürünüyorum ki bırak kadınlığımı, insanlığımdan utanıyorum. Bugün de onlardan biri, bak şimdi üzerimdekileri sayıyorum: Siyah bir sweat-shirt, siyah külotlu çorap, siyah tozluklar ve gri babet terliklerim var. Sweat-shirt'le çorabın arasında neyi kaçırdık derseniz, hiçbir şey kaçırmadınız. Yeni olayım bu; evde donla gezen erkek olayına kendimce bambaşka bir yorum getirdim. Rahat oluyor. Tek korkum, bir gün bu halimi unutup kapıyı dalgınlıkla açmak.

Neyse, sabah nasıl kalktıysam hala saç baş dağınık, sıfır makyaj dolanıyorum evde. Bütün gün çalıştım, muhtemelen gece biraz daha çalışacağım. Çarşamba akşamına kadar kesinlikle yetişmesi gereken bir işim var. İşin çokluğundan ziyade, acelesi beni darlıyor. Darlandıkça kendimi çalışmaya veriyorum, yapacak başka bir şey yok.

Biraz önce tam çöpü çıkarırken Ahmet eve geldi. Adam jilet gibi takımıyla eve gelmiş, benim iki gündür değiştirmediğim müthiş kılığım yetmezmiş gibi bir de elimde kocaman, kapkara çöp torbası var. "Abi, abla dışarı çıktı. Ben de temizliği bitirdim, şimdi çıkıyorum," deyip kapıyı kapattım.

16 Aralık 2010 Perşembe

Diş macunu


Senelerdir diş macunu almadım. Buradan yola çıkacak olursak, dişlerimi senelerdir fırçalamıyor değilim herhalde. Hep benim yerime diş macunu alan birileri oldu. Ne hikmetse, bugüne kadar bana hiç denk gelmemiş işte.

Evdeki diş macunun bitmek üzere olduğunu fark edince markete gidip evde duranın aynısından alayım diye bakındım. Hay bakınmaz olaydım! En bildiğimiz markalardan birinin 125 gramlık diş macunu 10 küsur lira, sayın seyirciler! Dibim düştü. Ben en son diş macunu aldığımda bunların en janjanlısının fiyatı 5 lira mı neydi. Ondan sonra Türk halkı neden diş fırçalamıyor, Türk halkı neden deodorant kullanmıyor. Bundan sonra dişimi fırçalarsam namerdim şeklinde iddialı söylemlere girecek değilim elbette ama en elzem, en basit bir kişisel temizlik ürünün bu şekilde fiyatlandırılmasını normal bulmadım.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Chantecaille




Chantecaille ürünlerinin 'bazılarından' elde edilen gelirin yüzde beşi Traffic adlı organizasyona gidiyor. İsabet olmuş! Sırasıyla fiyat veriyorum; 78, 156, 117 dolar.