Follow Me on Pinterest

2 Ocak 2012 Pazartesi

Jamie Oliver 2 hrs & 30 minute meals


Jamie Oliver'a inceden kılım. 30 dakikada tatlısı, tuzlusu en az 4 kap yemek yapıyor. Nah, diyorum kendisine, nah! Bir de programa başlamadan önce, "To be able to cook in 30 minutes, you have to get your 30 minutes cooking mindset on," diyor. Ardından, "Bakın mikser burada, bıçaklarım hazır, kesme tahtam kaymasın diye altına havlu da koydum," demiyor mu, ekrana fırlayıp "Sen kimi yiyorsun, be?" diyesim geliyor. Sanki biz yarım saatte dört kap yemeği kesme tahtasının altına havlu koymadığımızdan tahta devamlı kaydığı için yapamıyoruz. Üstelik kendisi bu konuda çok eleştirilmiş, şuradan bakarsanız görürsünüz. 

Sonra geçen gün yıkamadan salata yaptı. Benim ayıklayıp ardından sirkeli-tuzlu sularda ikişer kez yıkadığım rokaların içinden bir ay önce ip çıktı da, o günden beri salatadan soğudum ve bir süre daha salata falan yiyebileceğimi hiç sanmıyorum. Marulu yıkamadan beş dakikada salatayı herkes yapar, Jamie. Bari programdan önce yıkasaydınız. Son olarak kendisinin "a little bit of olive oil"den anladığı şeyin en az 200-250 ml zeytinyağına denk geldiğini anladım. Yağı görünce Arap'a bağlıyor adam. Bir tek o mutfağa hayranım valla, öyle mutfağımız olsa yemek yaparken çok mutlu olurdum. Neyse ben yine de, akşama sebzeli mercimek çorbasıyla zeytinyağlı ıspanak yaptım.    

9 yorum:

alis dedi ki...

Jamie'yi çok beğeniyorum. Yalnız 30 dk tabii ki gerçekçi değil, onca çeşitli malzemeyi bulabilmek için öncesinde bir de alışverişe çıkmak gerek. Gerçi kullandığı malzeme çeşitliliğini saatlerce arasak da burada bulmamız zor. Ben de buna kılım işte; mesela yüzlerce cins patates varken bizim pazarlarımızda sadece tek bir cins satılması, bütün sebzelerde çeşit kıtlığı sonucu bütün yemeklerin tadının aşağı yukarı aynı olması.

Sen esas hiç Rachel Ray'in 30 dk.'lık yemeklerini izledin mi? Öyle bir kadın ki kendi sesi dublajlanmış sesinden bile daha kötü. Güya 30 dk'da yemek yapıyor ama kullandığı tüm malzemeler ya konserve, ya kutulanmış, ya da donmuş, ve bu kadın bu düşük level aşçılıkla servet kazanıyor.

Bir de Anne Burrell diye bir kadın var, işte onun yemek programlarının hastasıyım, onunkiler hakikaten pratik ve uygulanabilir oluyor, rast gelirsen tavsiye ederim :)

Müge dedi ki...

Haklısın, mesela tatlı patates bizde sadece Macrocenter'da oluyor ara sıra ama o da inanılmaz pahalı. Sonra Jamie'nin kullandığı o çeşit çeşit biberler de yok. Ama Jamie de hazır domatesler, donmuş gıdalar falan kullanıyor. Hoş, kullansın zaten, bu beni rahatsız etmiyor ama otuz dakikalık yemekte en az 20-30 farklı malzeme var. Hakikaten, nereye toplayacağız onca şeyi? Ki, benim küçücük mutfağım büyük stokludur yani. Genelde her an pek çok şey elimin altındadır. Bu yönümü çok seviyorum ama keşke daha büyük bir mutfağımız olsaydı. Ay ben de hayıflana hayıflana nereden nereye geldim.

Avalon dedi ki...

Jamie'ye hafiften ekrandan yazıyorum itiraf ediyorum :) Onun yemeklerini uygulamak malzeme açısından biraz zor gerçekten de. Ayrıca mutfağı, masası falan şahane! Bir de ben Nigella'yı seviyorum. Gecenin bir yarısı uykudan kalkıp buzdolabına gidişi çok komik.

Kız kıza toplandık dedi ki...

ya bir benim pinterestim yok, buna cok uzuluyorum :( hala bekleme listesindeyim...normal midir bu durum? buarada senin christmas dosyasinda ki deer bag e bayildim :)) yapicam sanirim...

Adsız dedi ki...

Yarım saatte 2 çeşit yemek yapabiliyorum, ama öyle ahım şahım şeyler değil... :)

Nily dedi ki...

Yarım saatte en basitinden pilav, patates kızartması(donmuşundan değil) ve çorba(hazır değil) yapabildiğime göre malzemeler hazır elimin altında iken herhalde ziyafet sofrası kurardım hahahaha :)
Bunların hepsi tv show kızlar boşverin :)
araya web sitemi sıkıştırabilir miyim :) Yeni açtım da hehe :)

www.sekerliseyler.com

alis dedi ki...

Avalon, şu haberi duyduğumdan beri Nigella'nın gece yarısı buzdolabı ziyaretleri kafamda bambaşka canlanır oldu:

Şimdi bu Nigella biliyorsunuz ünlü koleksiyoner Charles Saatchi ile evli. Saatchi sahip olduğu eserlerden biri olan Marc Quinn'in kan büstünü (malzeme olarak kendi kanını kullandığı, dondurularak saklanması gereken 1:1 ölçekli kendi büstü) Londra'daki mutfağının oda büyüklüğündeki buz odasında tutuyormuş. Nigella mutfağı büyütmek için tadilata başlarken çağırdığı işçiler bütün aletlerin fişini çekince olan olmuş, büst kısmen erimiş ve o yoğun kandan biraz etrafa yayılmış.

Erime kısmı dedikodu olabilir ama gece atıştırmalarını kan heykel ile bakışarak yapmak = ürpertici.

Müge dedi ki...

Alis,
ben sanırım bir süre senin bu yazdıklarını düşüneceğim. Şu postu görür görmez yataktan fırlayıp internette kan büstün peşine düştüm. OMG, man! Creepy.

Avalon dedi ki...

Kızlar, benim bu hikayeden haberim yoktu fena tırstım açıkçası. Saatchi bana hep çok ürkütücü gelmişti zaten. Nigella'ya da pes doğrusu. Ben bırak o evde yemek yapmayı uyuyamam bile.