27 Şubat 2012 Pazartesi
26 Şubat 2012 Pazar
Dukan'da birinci haftanın sonunda
Hemen bir güncelleme yapıyoruz; bir hafta sonunda 2,5 kilo verdim. Ahmet'in durumu ise daha iyi, o sanırım 4 kilo verdi.
Canım karbonhidratlardan sadece ve sadece makarna, şekerlerden ise çikolatalı pasta, dondurma ve sütün yanına yenilecek kurabiye çekiyor. Ve ayın o en güzel, en muhlis geçirdiğim günleri yaklaşırken, bunları yiyebilmek için çıldırıyorum. Bu olay yaklaşırken canın tatlı çekmesi de, yalan mı, değil mi, yaa? Var mı bunun biyolojik bir açıklaması?
23 Şubat 2012 Perşembe
Yağsız salata sosu
Bayanlar bugün size son olarak yağsız olmasına rağmen müthiş bir salata sosu tarifi vermek isterim.
Şu malzemeleri kafanıza göre karıştırın: Limon suyu, balsamik sirke, (tohumlu ya da tohumsuz) hardal, karabiber, sarımsak.
Şu malzemeleri kafanıza göre karıştırın: Limon suyu, balsamik sirke, (tohumlu ya da tohumsuz) hardal, karabiber, sarımsak.
Balsamik sirke yağsız olmasına rağmen, yağlı gibi bir dokusu olduğu için insan sanki yine aynı yağlı-limonlu salatasını yiyor gibi hissediyor. Rejimde değilken bile tercih edilebilir. Ben denedim ve çok sevdim.
Benim en büyük dostum, klorak.
![]() |
| Fısfıslı klorak. |
Kaptanın seyir defteri
Dün akşam itibariyle artık saf proteinli evreyi geride bırakmış bulunuyorum. Beş gün boyunca ben iki kilo kaybettim, Ahmet ise üç kilo kaybetmiş. İnsanın zaten herhangi bir rejimin ilk iki gününde su kaybıyla anında bir kilo verdiğini düşünürsek, kendi adıma çok acayip bir kilo kaybı göremedim. Bu nedenle motivasyonum bozuldu ve yedi gün yapmayı planladığım atak evresini, eziyetine değmediği için beşinci günde kesip seyir evresine geçmeye karar verdim. Ahmet daha devam edecekmiş. Artık bu saatten sonra bu konu hakkında haftada bir yazıp kilo kaybı bildiririm diye düşündüm, yoksa artık iyice diyet salağına döneceğim.
Bir de, Dukan'ın kendi sitesinde şöyle bir anket var, buyurun bakın. Doğru kilonuzu hesaplıyor ve size ilk üç aşamayı ne kadar süreyle yapmanız gerektiğini söylüyor.
Bir de, Dukan'ın kendi sitesinde şöyle bir anket var, buyurun bakın. Doğru kilonuzu hesaplıyor ve size ilk üç aşamayı ne kadar süreyle yapmanız gerektiğini söylüyor.
22 Şubat 2012 Çarşamba
LV Pasta
Uzun zamandır bu kadar zonta bir şey görmemiştim. Hani, LV'nin kendi ofisinde herhangi bir kutlama için kesilen bir pastadır falan, tamam. Ama insanın kendisinin ya da arkadaşlarının doğum günü için böyle bir pasta sipariş etmesi... bilemedim. Şu pastayı yaptırana kadar, üç beş arkadaş bir araya gelip küçüğünden bile olsa bir LV çanta alsalar arkadaşlarına, işte sen o zaman gör doğum günü partisindeki çoşkuyu. Pasta filan boş verilir, kuru simit bile yenir o sevinçle artık.
Neyse arkadaşım, pasta-masta derken incelen bir huylanmaya başladım şurada. Önüme getirseler zonta monta demem, üstüne bir top da dondurma koydurup kafamı gömerim bunlara şu dakika, o ayrı.
Yalnız Google Images'da Louis Vuitton Cake diye yazıp bir bakınıverin, Speedy'den bozuk para çantasına vernis'ten damier'ye maşallah her modelini çalışmışlar. Lakin, her türlü şekilli pastadan imtina ederim. Yav, o da değil de, zamanında Divan'da Charlotte diye meyveli bir pasta satılırdı, ne muhteşem bir şeydi. Rejimde yemekli hatıralar geçidine bağladım.
Büyük yazı dizisi devam ediyor.
![]() |
Hemen bir durum değerlendirmesi yapalım: Hala kabızlık,
ayılma-bayılma gibi bir şikayet yok. Yalnız ben genelde kendimi hiç aç
hissetmiyorum. Bu yüzden acaba bir şeyleri yanlış mı yapıyorum diye durumdan
kıllanmaya başladım. Yoğun tokluk hissiyatlı diyet de ilginç bir şeymiş.
Neyse, geçen günkü vukuattan sonra hakikaten çok iştahlı
da değilim zaten. Haaa, koyarsın önüme bir tencere makarnayı dibini görürüm o
ayrı fakat onun dışında rejim yiyeceklerine iştahımı kaybettim. Mesela
bonfileden, jambondan, kuru etten ve haşlanmış yumurtadan çok sıkıldım. Onun
yerine ha bire yoğurt yiyorum, kahve içiyorum. Biri arındırıcı geliyor, öteki
tok tutuyor. Geri kalan günlerimde daha ziyade surimi, somon ve köfteyle
beslenmeyi düşünüyorum.
Ayrıca çorbası-salatası-pilavı şeklinde yemek pişirmemek
de hoşuma gitti. Onu kızart, bunu fırına at, şunu tabağa koy, bitti gitti. İki
gündür evde bulaşık makinesi bile çalışmadı valla.
Fakat şimdi anlamadığım şeyleri de sizlere sormak
istiyorum. Öncelikle her gün 1,5 kaşık yulaf kepeği yemek şart mı? Sonra kitapta
turşu okey; işte bunu anlamadım. Turşu genelde içerdiği tuz yüzünden rejimlerde
tu-tu-tu bir yiyecek değil midir? Neyse, azıcık kapari yedim. Bir de, mayoneze
nasıl izin veriyor aklım almadı. Mayonez sırf yağ, yumurta değil mi, arkadaş?
Mayonezin yağına izin veriyorsan, bari protein+sebze gününde salataya bir kaşık
yağ koyalım. Balığın yanındaki salatayı yağsız yeme fikri beni derinden
yaralıyor da, ondan diyorum.
Biraz da rakam konuşalım; dördüncü günün sonunda ben iki
kilo verdim, Ahmet iki buçuk kilo vermiş. Bu rakam, en fazla pantolon belinde
inceden rahatlık yaratan bir rakam. İlk üç gün, “Aman, neme lazım,
bayılırıveririm belki,” korkusuyla spora gitmedim ama dün yeniden başladım. Bir
de ben son iki aydır spordan önce L-Carnitine alıyorum. Bu, yağ yakılmasını
arttırıyor. Misal, deliler gibi yediğim bir ayda hiç kilo vermemiş ama iki kilo
yağ yakmıştım. Şimdi bu şekilde herhalde daha fazla yağ yakarım diye
düşünüyorum. Bir hafta sonra yağ ve kas değerlerimi hesaplatacağım. Unutmadan,
ayrıca C vitamini kullanmaya başladım.
Bugün canım en çok kırmızı lahana salatası çekiyor.
Kırmızı lahana salatası öyle güzel bir şey ki. Bugün kırmızı lahana salatası
yiyin ve beni düşünün.
20 Şubat 2012 Pazartesi
Tavukla imtihanım
Atak evresinde çok şükür üçüncü günümüzü de devirdik, sayın seyirciler. Olayı özetle so far, so good şeklinde tarif edebiliriz. Böylesi etçil bir insan olduğumu, inanın, ben de bilmiyordum. Fakat yine de bugün öyle bir olay yaşadım ki, yemekten soğumam itibariyle rejimin geri kalanını çok kolay geçireceğime dair inancım pekişti.
Öğlen, Ahmet'in aldığı göğüs tavuğun yağlarını (zaten) inceden bir içim kıyıla kıyıla temizliyordum. Birinciyi bitirince ikinci göğsü elime aldım, etin üstünde kalmış yutakla da işte o anda karşılaştım. Ögg. Tavuğu o dakika elimden attım, sonra her şeyi görülmeyecek şekilde, güzelce paketleyip dolaba atıverdim. Bu saatten sonra o tavuğu kim temizlerse temizlesin. Ben elimi sürmem, anacım. Üzerinde organlarıyla tavuk satan markanın da Allah cezasını versin. Görsel hafızam bugün onarılamayacak bir yara aldı. Zaten tavuk sevmem fakat bu vesileyle toptan yemekten soğudum. Sizleri de iğrendirdiğimi tahmin edebiliyorum. Kusura bakmayın, bazı iğrençlikler insanın içinde tutamayacağı kadar iğrenç olabiliyor.
Bu arada rejimle geçen sürede en çok hangi yemekleri özleyeceğime ve aylar sonra neler yiyeceğime bugünden karar verdim. Spagetti formundaki kırmızı soslu makarna ve kaymaklı dondurma. Bir de sütle kurabiyeyi özlüyorum. Demek ki, benim hayatta yemek namına en sevdiğim şeyler bunlarmış.
Öğlen, Ahmet'in aldığı göğüs tavuğun yağlarını (zaten) inceden bir içim kıyıla kıyıla temizliyordum. Birinciyi bitirince ikinci göğsü elime aldım, etin üstünde kalmış yutakla da işte o anda karşılaştım. Ögg. Tavuğu o dakika elimden attım, sonra her şeyi görülmeyecek şekilde, güzelce paketleyip dolaba atıverdim. Bu saatten sonra o tavuğu kim temizlerse temizlesin. Ben elimi sürmem, anacım. Üzerinde organlarıyla tavuk satan markanın da Allah cezasını versin. Görsel hafızam bugün onarılamayacak bir yara aldı. Zaten tavuk sevmem fakat bu vesileyle toptan yemekten soğudum. Sizleri de iğrendirdiğimi tahmin edebiliyorum. Kusura bakmayın, bazı iğrençlikler insanın içinde tutamayacağı kadar iğrenç olabiliyor.
![]() |
| Şu yazının tek hoş şeyi, görseli. |
19 Şubat 2012 Pazar
Büyük yazı dizisi
Dün Ahmet'le birlikte Dukan Diyeti'ne başladık. Diyete başlamadan önce internette buna benzer yazıları çok aradığım için, ben de burada ufaktan bir diyet günlüğü tutmaya karar verdim. İlkbahar gelirken, belki birilerine bir faydam dokunur. Yeni dünyayı baştan keşfetmemek için, diyetin ne olduğunun az buçuk bilindiğini farz ederek yazacağım.
İki gündür protein şoku tadında takılıyoruz. Atak evresini ben bir hafta yapmayı planlıyorum, Ahmet ise on gün sürdürmeyi planlıyor. Bu evrenin sonunda ne kadar kilo verdiğimizi sonra yazacağım.
İki gündür protein şoku tadında takılıyoruz. Atak evresini ben bir hafta yapmayı planlıyorum, Ahmet ise on gün sürdürmeyi planlıyor. Bu evrenin sonunda ne kadar kilo verdiğimizi sonra yazacağım.
Şimdilik ikinci günün sonuna doğru şunu söyleyebilirim; gayet iyi gidiyor. Hatta biraz fazla iyi gittiği için, acaba bir şeyleri yanlış mı yapıyoruz hissine kapıldım. Bugün yulaf kepeği alıp o kitapta bahsedilen galetalardan pişirdim. Aslında galetadan ziyade krep gibi bir şey. Normal zamanda yüzüne bakar mıydık bilemedim fakat bize gayet güzel geldi; özellikle yoğurtla değil de, peynirle hazırlananı.
Onun dışında ikinci günün sonunda kitapta olabileceğinden bahsedilen kabızlık, ağız kuruluğu, ağız kokması, yorgunluk, açlık hissi yok. Dördüncü güne kafayı sıyırır mıyız bilemiyorum ama şimdilik iyiyiz. Sadece şu var; canım çok tatlı çekiyor. Sanırım en çok bu açıdan zorlanacağım.
İki-üç laf da siz ederseniz sevinirim valla. Diyeti uygulayanların görüşlerini bekliyorum.
Kevin Murphy Color Bug
Üniversitenin son yılında saçlarımın uçları önce fuşyaydı, sonra giderek açıldı ve pembe oldu. Bu dalgayı görünce yine gaza geldim ve 32 yaşında olsam da saçlarımı yine aynı şekilde boyamak istedim. Çevrem buna şiddetle karşı çıksa da, ürün yıkanınca saçtan çıkıyormuş. Hoş, bu da muhtemelen üstümüzü başımızı lekelediği anlamına geliyordur ya. Buyurun, internet sitesinde videosu falan da var. Fiyatı, 13 pound.
15 Şubat 2012 Çarşamba
Kaslı tayt
Bazı şeyler o kadar çirkindir ki, gördükten sonra günlerce aklınızdan çıkmaz. İşte Feyteybey bunu paylaştığından beri, ben de bunu düşünüyorum. Çocukları korkudan ağlatacak cins bir şey bu. Ayrıca kemikli ve damarlı olanları da varmış. Bacağımızda iki damar kabarsa varis şüphesiyle doktora gidecekken, damarlı çorabı, taytı niye giyelim? Neyse, dün Sevgililer Günü olduğundan size ilişmek istemedim ama bugün bunu biraz da siz düşünün.
14 Şubat 2012 Salı
Sevgililer Günü'nüz kutlu olsun.
Bu sene en güzel Sevgililer Günü yazısı bence Zaytung'daki şu yazıydı. Mügemmell'de olayı şurada gayet güzel özetledi.
Ben de kendi adıma en tehlikeli ve sıkıcı kafalardan birinin devamlı entellektüel ve içinde başka bir anlamda faşizm ve özgüvensizlik barındıran devamlı alaycı insan kafası olduğunu düşünüyorum. Derdimi ne kadar iyi anlatabildim bilemiyorum ama hepinizin Sevgililer Günü kutlu olsun.
9 Şubat 2012 Perşembe
Crabtree & Evelyn
Crabtree & Evelyn bundan on sekiz sene önce Beymen'de satılırdı. Bak böyle yazınca da yaşımız çıkıyor ortaya. L'occitane ayarında bir yer. Her şey geldi, ne olur C&E'nin de dükkanı açılsa? Meyve kokularını sevmediğim için Body Shop'tan başta o kenevirli, güzel el kremi olmak üzere en fazla bir-iki parça şey alabiliyorum. Bath&Body Works ise hiç bana göre çıkmadı. Müthiş şık ambalajlı ürünleri benim için çok ağır ve ciklet gibi kokuyor. En fazla mum alabilirim ama mum dediğimiz şeye yirmi-otuz kağıt bayılmam için de kendimi çok cömert hissettiğim bir günde olmam lazım.
Şimdi Ahmet iş için Ankara'ya gittikçe kaldığı oteldeki Crabtree & Evelyn bukletleri benim için toplayıp getiriyor. Sık sık gittiği için, bir torba dolusu minik şampuan, saç kremi, sabun, duj jeli ve vücut losyonum oldu. Ben de onları sporda kullanıyorum. Yukarıdaki seriden ve La Source serisinden ürünler var ama bu aşağıdaki gülsuyu kokulu el kreminden yok doğal olarak. İstiyorum bu kremi; hanımeli ve gül kokuları bana ananemi hatırlatır. Ayrıca hatırlatırım, bana pembe ambalajlı ürün satmak çok kolaydır. Üç kuruş fazla olsun, kırmızı olsun lafını kendim için üç kuruş fazla olsun, pembe olsun olarak değiştiriyorum. Pinterest'te bütün pembe şeyleri topladığım, All That's Pink adlı bir dosyam bile var.
8 Şubat 2012 Çarşamba
Mulberry'den Bodrum sandaleti
Mulberry'nin yeni sezondaki 220 euroluk bu sandaletine bittim. Siyahı ve cart pembesi de var ama bence en güzeli bu. Fakat sandalete 500 lira veremeyeceğime göre aynısını sanayiide yaptırmak istiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













